MİT Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevindeki şüpheli ölümüyle ilgili Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada çok çarpıcı bir gelişme yaşandı. Kozinoğlu'nun ailesinin avukatlarına gönderilen gizli e-posta yazışmaları, "kalp krizi" denilerek kapatılmak istenen dosyaya resmen "cinayet ve zehirlenme" şüphesini soktu. Savcılık, sızan e-postaların ardından harekete geçerek IP adresleri ve internet kafe kayıtları üzerinden gizemli ihbarcının peşine düştü.

3 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI, FETH-İ KABİR İŞLEMİ YAPILDI
Soruşturmanın derinleşmesiyle birlikte operasyonlar da hız kazandı. Geçtiğimiz günlerde aralarında dönemin sağlık personelinin de bulunduğu 9 şüpheliye yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınanlardan 2'si sağlık görevlisi, biri gazeteci olmak üzere 3 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi.Öte yandan, geçtiğimiz gün Kozinoğlu'nun mezarında gerçekleştirilen feth-i kabir (mezar açma) işlemi sonrası alınan doku ve sıvı örneklerinin Adli Tıp Kurumu'ndaki incelenmesine titizlikle başlandı.'ASLA KALP KRİZİ DEĞİL, ELİMDE DELİLLER VAR'
Sabah'ta yer alan habere göre, dava dosyasına bomba gibi düşen yazışmalar, 27 Nisan 2012'de [email protected] adresinden dönemin aile avukatı Tuğçe Duygu Köksal'a atılan mesajla başladı. Kendisini Silivri 1 Nolu Cezaevi’nin işçi koğuşundan yeni tahliye olmuş bir tutuklu olarak tanıtan ihbarcı, tüm koğuşlara yemek, ekmek ve kantin erzakı dağıttığını belirterek şu ifadeleri kullandı:"Konu cezaevinde ölen (öldürülen) Kaşif Kozinoğlu'yla ilgili. Ölümünün kalp krizi değil de zehirlenerek öldüğü, bunu elimdeki delil ve incelemelerimle gerçeklerin ortaya çıkmasını istiyorum. Bu olay inanın basit bir kalp krizi değil ve bunu yapanlar unuttular bile... İsmimi açıklamamın sebebi kendimi riske atmamak ama bu bir asparagas haber değil gerçek bir vakadır."
AVUKATLAR OFİSE ÇAĞIRDI, KORKUP GİTMEDİ
Avukat Tuğçe Duygu Köksal ise 3 Mayıs 2012'de ihbarcıya verdiği yanıtta, güvenlik gerekçesiyle kimliğini gizlemesini anladıklarını ancak savcılık makamına dedikodu değil somut veri sunmaları gerektiğini belirtti. Avukatların "Paylaşmak üzere büromuza gelin ya da detaylı ihbar gönderin" çağrısına rağmen, ihbarcının can güvenliği endişesiyle büro yerine dışarıda buluşma konusunda ısrar ettiği ve görüşmenin gerçekleşmediği öğrenildi.




